21 Aralık 2021 Salı

Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Uygulaması


 Örneklerle “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” uygulaması

Cumhurbaşkanının 20.12.2021 tarihli açıklaması ile hayatımıza giren "Kur Korumalı Vadeli mevduat” uygulamasının ayrıntıları Hazine ve Maliye bakanlığının 21.12.2021 tarihli basın açıklaması ile belli oldu, buna göre,

ü Uygulama gerçek kişileri kapsadığı, yani Tüzel kişi ticari işletmeler bu uygulamanın dışında olduğu,

ü  Kur Korumalı Vadeli mevduat hesabının 3, 6 ,9 veya 12 ay veya olarak açılabileceği,

ü  Uygulanacak minimum Faiz oranının TCMB Politika Faiz Oranı olacağı (*),

ü  Hesabın açılış tarihi ile vade sonundaki kur kıyaslanacağı ve yüksek olan oran üzerinden hesabın  nemalanacağı ve  Kur Korumalı Vadeli mevduat ürününe stopaj uygulanmayacağı (Vadeli mevduat faizinden 6 aya kadar vadeli mevduat hesaplarında %5, 6 aydan 12 aya kadar vadeli mevduat hesaplarından %3 ve Bir yıldan uzun Vadeli Mevduat Hesaplarından %0 oranında Gelir Vergisi stopaj yolu ile kesilmektedir),

ü  Kur Farkı hesaplamalarına ilişkin olarak T.C. Merkez Bankası A.Ş. tarafından her gün saat 11:00 de USD Döviz Alış Kuru ilan edileceği,

ü  Vade sonundaki kur değişiminin faiz getirisinin üzerinde olması halinde aradaki farkın müşteri hesabına TL olarak yatırılacağı,

ü  Hesaptan vadeden önce para çekilmesi halinde, hesabın vadesiz hesaba dönüşeceği ve faiz kazancı ortadan kalkarsak hesabın açıldığı tarihteki TCMB kuru ile hesabın kapatıldığı tarihteki TCMB kurundan düşük olan üzerinden hesap bakiyesinin güncelleneceği,

Anlaşılmakta olup, Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” uygulamasının kolay anlaşılması için, 21.12.2021 tarihli basın duyurusunda yazılı açıklamalar ışığında hesabın işleyişini somutlaştırılarak, tasarruf sahibi gerçek kişinin elde edeceği kazanç değişik alternatiflere göre aşağıda hesaplanmıştır.

1. Alternatif: KUR GETİRİSİNİN FAİZ GETİRİSİNİN ÜZERİNDE OLMASI

Tutar: 100.000,00 TL

Vade  : 3 Ay

Faiz Oranı: %15 (*)

Elde edilecek Faiz Kazancı = 100.000,00 TL * 90 / 365 * %15= 3.698,63 TL

Kur Getirisi Hesaplama;

Vade başlangıç USD Döviz Alış Kuru: 1 USD = 12,50 TL

Vade Başlangıç Değeri = 100.000,00 TL / 12,50 TL= 8.000,00 USD

Vade Sonu USD Döviz Alış Kuru: 1 USD = 14,00 TL

Vade Sonundaki Değeri = 8.000,00 USD  * 14,00 = 112.000,00 TL

Elde edilecek Kur Kazancı = 112.000,00 TL – 100.000,00 TL = 12.000,00 TL

Vade Sonu Ödeme: Bu durumda kur getirisi faiz getirisinin üzerinde olduğundan, vade sonunda 3.698,63 TL faiz olarak banka tarafından tüketicinin hesabına yatırılırken kur farkı olarak da (12.000,00 TL – 3.698,63 TL) 8.301,37 TL Devlet tarafından yatırılarak tüketicinin faiz ve kur kazancı Net 12.000,00 TL ya tamamlanarak, Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” uygulaması ile tüketicinin tasarruf tutarı döviz kurlarındaki artışa karşı korunmuş olacaktır.

(*) Merkez bankası tarafından ilan edilen Politika faiz oranının altında bir oran belirlenemeyecek olup, 16.12.2021 tarihi itibariyle TCMB tarafından Politika faiz oranı %14 olarak belirlenmiştir.

2. Alternatif: KUR GETİRİSİNİN FAİZ GETİRİSİNİN ALTINDA OLMASI

Tutar: 100.000,00 TL

Vade: 3 Ay

Faiz Oranı %15

Elde edilecek Faiz Kazancı = 100.000,00 TL * 90 / 365 * %15= 3.698,63 TL


Kur Getirisi Hesaplama:

Vade başlangıç USD Döviz Alış Kuru: 1 USD = 12,50 TL

Vade Başlangıç Değeri = 100.000,00 TL / 12,50 TL= 8.000,00 USD

Vade Sonu USD Döviz Alış Kuru: 1 USD = 12,75 TL

Vade Sonundaki Değeri = 8.000,00 USD * 12,75 = 102.000,00 TL

Elde edilecek Kur Kazancı = 102.000,00 TL – 100.000,00 TL = 2.000,00 TL

Vade Sonu Ödeme: Bu durumda kur getirisi faiz getirisinin gerisinde olduğundan, vade sonunda Net 3.698,63 TL faiz olarak banka tarafından tüketicinin hesabına yatırılırken, tKur Korumalı TL Vadeli Mevduat” uygulaması ile Tüketicinin tasarruf tutarı döviz kurlarındaki artışın üzerinde faiz kazancı elde etmiş olacaktır.


3.  Alternatif:   HESABIN VADEDEN ÖNCE KAPATILMASI – Kurun Yükselmesi

Tutar: 100.000,00 TL

Vade: 3 Ay

Vade başlangıç USD Döviz Alış Kuru: 1 USD = 12,50 TL

Vade Başlangıç Değeri = 100.000,00 TL / 12,50 TL= 8.000,00 USD

Vadeden önce erken kapatma tarihindeki USD Döviz Alış Kuru: 1 USD = 12,60 TL

vadeden önce erken kapatma tarihindeki Değeri = 8.000,00 USD * 12,60 TL = 100.800,00 TL

Faiz Oranı %15

Elde edilecek Faiz Kazancı = 0,00 TL (vadeden önce kapatıldığından faiz getirisi olmayacak)

Vadeden önce kapatma tarihindeki Ödeme = Vade Başlangıcındaki kur (1 USD = 12,50 TL) vade vadeden önce erken kapatma tarihindeki kurdan (1 USD = 12,60 TL) düşük olduğundan Vade Başlangıcındaki kur (1 USD = 12,50 TL) üzerinden işlem yapılarak, Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” uygulaması ile  hesap sahibine 8.000,00 USD karşılığı 100.00,00 TL ödenecek

 


4.  Alternatif:   HESABIN VADEDEN ÖNCE KAPATILMASI – Kurun düşmesi

Tutar: 100.000,00 TL

Vade: 3 Ay

Vade başlangıç USD Döviz Alış Kuru: 1 USD = 12,50 TL

Vade Başlangıç Değeri = 100.000,00 TL / 12,50 TL= 8.000,00 USD

Vadeden önce erken kapatma tarihindeki USD Döviz Alış Kuru: 1 USD = 12,00 TL

Vade Sonu Değeri = 8.000,00 USD * 12,00 TL = 96.00,00 TL

Faiz Oranı %15

Elde edilecek Faiz Kazancı = 0,00 TL

Vadeden önce erken kapatma tarihindeki Ödeme = vadeden önce erken kapatma tarihindeki kur (1 USD = 12,00 TL) vade Başlangıcındaki kur (1 USD = 12,50 TL) den düşük olduğundan, vadeden önce erken kapatma tarihindeki (1 USD = 12,00 TL) kur üzerinden işlem yapılarak Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” uygulaması ile hesap sahibine 8.000,00 USD karşılığı 96.000,00 TL ödenecek       

                                                                                                      Müslüm Oymak                                                                                                                              Emk. Banka Müfettişi-Müdürü

Not: Yukarıda yer alan değerlendirmeler bilgilendirme amaçlı olup herhangi bir taahhüt içermemektedir. Tüketicilerin tasarruflarını hangi yatırım aracında ve ne şekilde değerlendireceği kendi kararına bağlıdır.

28 Kasım 2017 Salı

Hukuk Davalarında Uzman Görüş Mütalaası,

Dava aşamasında haklılığını en iyi bir şekilde anlatamayanların, davayı kaybettikten sonra eksik inceleme nedeniyle davayı kaybettiklerinden yakındıklarını veya böyle sonuçlanacağını bilseydi hiç dava açma yoluna başvurmayacağını söylediklerini sıkça duyarız. Bu ve benzeri yakınmaları en aza indirmenin yolunun Uzman Görüş Mütalaasından faydalanmaktan geçtiği değerlendirildiğinden bu konuda aşağıdaki hususların bilinmesinin faydalı olacağını düşünüyorum.

Tanımı: Uzman Görüş Mütalaası, tarafların Mahkeme önünde Bilirkişi dışında Uzmanından bilimsel nitelikli görüş alarak ve bu görüşleri bir rapor halinde düzenlettirerek iddia ve savunmalarını güçlendirdikleri ve ispata çalıştıkları hukuksal bir belgedir. Başka bir ifadeyle, dava öncesi ya da dava esnasında tarafların iddiasını veya savunmasını teknik açıdan ispat kabiliyetini güçlendirmek amacıyla konusunda bilgili ve tecrübeli uzmanlardan bireysel olarak ya da kanuni vekilleri (avukat) aracılığıyla talep ettikleri, delil niteliğindeki rapora Uman Görüş Mütalaası denir.

6 Kasım 2017 Pazartesi

Bireysel Kredi faizin yüksekliğinden yakınan Tüketiciler Ne yapabilir. ?

Kullanmış olduğu Tüketici Kredisi, Taşıt Kredisi, Konut Kredisi, Kredili Mevduat Hesabı hatta Kredi Kartı için ödemekte olduğu Bireysel Kredi faizin yüksekliğinden yakınan Tüketicilerin pek çoğunun bu konuda yapabileceği bir şey olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değildir.

Bankaca uygulanacağı ilan edilen faiz oranlarına yasal açıdan baktığımızda; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun FAİZ başlıklı 88. Maddesinde

“ Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz

 yine aynı Kanunun Temerrüt Faizi başlıklı 120. Maddesinde

6 Aralık 2016 Salı

Bankaların rekabet kurallarını ihlal ederek tüketiciyi zarara uğratması

Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların rekabet kurallarını ihlal ederek tüketiciyi zarara uğratması konusu son dönemde yazılı ve görsel basında sıkça yer bulmaktadır. Finans kurumlarının rekabeti ihlal etmelerinden zarara uğradığını düşünen tüketicilerin kayıplarını hukuk yolu ile tazmin  ve kayıplarının üç katına kadar da tazminat talep edebileceklerine ilişkin haberlere ve yorumlara rastlıyoruz. Özellikle bu dönemde Konut kredisi kullanmış olanların dava konusu yapabileceği dosyaların adet ve tutar yönünden büyük boyutlara ulaşması, iyi niyetli olmayanların / dolandırıcıların da iştahını kabartmış, mağdur vatandaşlarımızı, haklarını zahmetsizce alacakları vaadiyle dolandırmanın yollarını bulma arayışına girmişlerdir.

3 Aralık 2016 Cumartesi

Tüketici Hakem Heyetlerinde Parasal Sınırlar


6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68. maddesinde belirlenen parasal sınırlar 01.01.2017 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden düzenlenmiştir. 



03.12.2016 tarih ve 29907 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Tebliğe göre

2017 yılı için tüketici hakem heyetlerine yapılacak başvurularda değeri:

* 2.400 (iki bin dört yüz) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetleri,

* Büyükşehir statüsünde olan illerde 2.400 (iki bin dört yüz) Türk Lirası ile 3.610 (üç bin altı yüz on) Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetleri,

* Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerinde 3.610 (üç bin altı yüz on) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetleri,

* Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerde 2.400 (iki bin dört yüz) Türk Lirası ile 3.610 (üç bin altı yüz on) Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetleri,

görevlendirilmiştir.

2016 yılına ilişkin limitlerin yeniden değerleme oranında artırılmasından ibaret olan bu limitlerin bilinmesi, tüketicinin zaman ve emek kaybı yaşamadan hakkını hangi mercide arayacağını bilmesi açısından önem taşımaktadır.

Yararlanılan Kaynak ; Resmi Gazete

18 Nisan 2016 Pazartesi

Borca Batıklık ve İflasın Ertelenmesi

Son zamanlarda hızla artan sayıda firmanın "İflasın ertelenmesi" talebinde bulunması bu konuya dikkatlerin yönelmesine neden oldu. Basında çıkan haberleri veri kabul ettiğimizde 1 Ocak -18 Mart 2016 tarihleri arasında 115 firmanın firmanın İflasın ertelenmesi talebinde bulunduğu görülüyor. Bu firmaların arasında, kamuoyunun yakından tanıdığı bir çok firma da var. İflasın ertelenmesi talebinde bulunulması bizim ülkemize özgü bir uygulama olmayıp ABD başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde ekonomik kriz dönemlerinde sıkça başvurulan bir yöntemdir. Gerek İflasın ertelenmesi talebinde bulunanların gerekse bu firmalardan alacaklı olanların bu süreçten zararlı çıkmamak için konuyu tüm yönleri ile öğrenmeleri gerektiğinden iflasın ertelenmesini kendi penceremden ele alarak ilgili taraflara yardımcı olmaya çalışacağım.

26 Şubat 2016 Cuma

Kaldıraçlı İşlemler ve Forex mağdurları oluşmasının nedenleri

Halk arasında forex (Foreign Exchange) olarak bilinen kaldıraçlı işlemlerin (x) yıldızının son dönemde parlaması ile birlikte bu konuya büyük yönelmeler oldu. İşlem hacminin artmasına paralel olarak piyasada forex mağdurları da oluşmaya başladı. İki tarafı keskin kılıca benzeyen kaldıraçlı işlemlerinin yatırımcıyı cezbeden yönünü ve forex mağdurları oluşmasının nedenlerini ele almaya çalışacağım.

Kaldıraçlı işlemlere dair ilk düzenlemenin (y) yapıldığı 2011 yılında bu konuda sadece 6 tane aracı kurum yetki almışken, sayı bu gün 40'a yükselmiştir. Kaldıraçlı işlem piyasasında 2012 yılında 2.361 milyar TL lık işlem yapılmışken görsel medyada yayınlanan reklamların da etkisi ile bir önceki yıla göre % 121 artış gerçekleşerek 2015 yılı işlem hacmi 17.005 milyar TL ya yükseldi. Kaldıraçlı işlem yapmaya yetkili aracı kurumların web sayfalarında yer alan, müşterilerinin kar/zarar durumlarını incelediğimde; istisnalar olmakla birlikte Ekim -Aralık 2015 döneminde karda olan müşteri oranının % 20-30 aralığında olduğu, % 70-80 aralığında müşterinin ise Zarar'da olduğu görülüyor. Zararda olan müşteri oranının bu kadar yüksek olması, forex mağduru olan geniş bir kitle olduğunu düşündürmektedir. Kaldıraçlı işlem hacminin %52'si bireysel yatırımcılar tarafından gerçekleştirilmekte olup, finansal okur yazarlığın düşük olduğu bireysel yatırımcılardaki zarar oranının yukarıdakinden daha yüksek olduğunu düşünüyorum.

9 Şubat 2016 Salı

Herkes için biraz Mutluluk


Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile. Bu adam, bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor? 

Birisi nasıl olduğunu sorsa,  “Bomba gibiyim” diye yanıt verirdi hep. “Bomba gibiyim.” Jerry bir doğal motivasyoncuydu. Yanında çalışanlardan biri, o gün, kötü bir günündeyse, Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı. 

Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni. Bir gün Jerry’ye gittim.  “Anlayamıyorum” dedim. “Nasıl olur da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun, nasıl başarıyorsun bunu ?”


17 Aralık 2015 Perşembe

Çeyiz Hesabına Devlet Katkısı

Evlenecek olanları teşvik tedbirleri kapsamında uygulamaya konulan çeyiz hesabına devlet katkısı' na ilişkin yönetmelik 16.12.2015 tarihli Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girdi. 27 yaşına kadar evlenecek olanlara, çeyiz hesabında biriken tasarrufunun % 20 sine kadar, azami 5.000 TL Devlet katkısı yapılmasına ilişkin esasları  ve bu sistemin makro ekonomik dengelere katkısını özetlemeye çalışacağım.

Hesabın Açılığı; 
Türk Lirası cinsinden Mevduat veya katılım hesabı olarak açılacak çeyiz hesabına başlangıç olarak 1.000 TL ile 15.000 TL arasında bir tutar yatırılması gerekiyor. Aynı kişi adına sadece bir tane açılabilen çeyiz hesabı açılabiliyor. 18 yaşından küçük olanlar adına veli veya vasisi tarafından çeyiz hesabı açılabiliyor.  

Ödeme planı ;
Çeyiz hesabı için aylık  100 TL ile 1.000 TL arasında düzenli ödemeler yapılması, ödemenin üç aylık dönemlerle yapılması halinde 300 TL ile 3.000 TL arasında ödeme yapılması gerekiyor. İleride ihtiyaç duyulması halinde yılda bir defa çekme hakkı da kullanılabiliyor. Çekme hakkı asgari tutarın üzerinde yapılan ödemeler için geçerli olup, Çeyiz hesabının bakiyesinin aylık 100 TL ye göre ödenmesi gereken toplam bakiyenin altına düşürülemiyor. 

17 Ağustos 2015 Pazartesi

Et'i neden Pahalı yiyoruz ?

Et fiyatlarının yükseldiğine ilişkin haberler son zamanlarda yazılı ve görsel basının vazgeçilmez konuları arasında yer alıyor. Dana Karkas et Kg fiyatı (*) ülkemizde 25,69 TL iken AB ülkelerinde 11,13 TL olması hatta, Brezilyada 6,88 TL olduğunu dikkate alındığında Nerede yanlış yapıyoruz ? Et'i neden pahalı yiyoruz soruları havalarda uçuşmaya başladı. Kişi başı milli geliri bizim 3-4 kat fazlamız olan AB ülkelerinde et fiyatının bizim yarısı kadar olması, et fiyatındaki artışın tüketiciler üzerindeki olumsuz etkisinin daha da artmasına neden olmaktadır.  


Ulusal Kırmızı Et Konseyi verilerini incelediğimizde 15.07.2013 tarihinde 15,93 TL olan karkas Dana etinin fiyatı 06.08.2015 tarihinde 25,69 TL ya yükseldiği görülmektedir. Yaklaşık iki yıllık dönemde Et fiyatlarının %61 oranında  artması halkın alım gücünü daha da düşürmüş ve konuyu gündemin başına taşımıştır. Et fiyatlarının yükseldiği dönemlerde ilk akla gelen uygulama karkas et ithal edilerek fiyatların düşürülmeye çalışılması olmaktadır. Nitekim bu defa da Et ve Süt Kurumu tarafından piyasaya müdahale amacıyla et ithaline başlanmış ve 3.200 Tonluk et ithali için ihaleye çıkılmıştır. Geçmiş uygulamalar, et ithalinin kısa vadede kısmen etkili olarak et fiyatlarındaki artış trendini kırdığı ve hatta bir miktar düşüş sağladığını göstermiştir. Ama Ülkemiz insanının Dünyanın en pahalı etini tüketen insanları arasında yer almasına neden olan yapısal sorunlara yönelik düzenlemeler yapılmadığı sürece, et fiyatları göreceli olarak yüksek kalmaya devam edecektir


30 Haziran 2015 Salı

Kör Kuyudaki Eşek ve Yunanistan Ekonomik Krizi

Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki,  üzerine de toprak dökülmüştü.  Zamanla tahta çürümüş, zayıflamış, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekememiş ve güm.

Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış, bağırmış kendi dilinde. Ayıptır söylemesi, anırmış yani. Sesini duyan sahibi gelip bakmış ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırmış. 

Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kalmış. Sonunda karar verilmiş ki, kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak  atmışlar. 

14 Haziran 2015 Pazar

Farkı bir Finansman tekniği olarak "Sat ve Geri Kirala" Yönteminin Avantajları

Firmaların finansman ihtiyacını gidermek amacıyla son zamanlarda başvurdukları yöntemlerden biri de "sat ve Geri Kirala" yöntemidir. Bu yöntemde firmanın aktifinde kayıtlı gayrimenkuller finansal kiralama (leasing) firmasına sattıktan sonra tekrar kiralayarak finansman ihtiyacı giderilmektedir. Firmanın aktifinde kayıtlı Ofis, Dükkan, Otel, fabrika Binası, Depo gibi ikinci el değeri olan gayrimenkullerin, leasing firmasına satıldıktan sonra tekrar kiralanması ve kiralama süresinin sonunda önceden belirlenen bir bedelle tekrar geri alınması yoluyla uzun vadeli finansman sağlanması olarak özetlenebilecek Sat ve geri Kirala yönteminin avantajları aşağıdaki gibi özetlenebilir.

14 Mayıs 2015 Perşembe

Nakitsiz Yaşam ve Kredi Kartı kullanım alışkanlıkları

Danimarka hükümetinin Önümüzdeki sene, mağaza, restoran ve benzin istasyonlarının nakit para kabul etmelerini yasaklayacağını duyurması ile birlikte Nakitsiz Yaşam Olur mu ? sorusu tekrar gündeme oturdu.  Nakitsiz işlem yoğunluğu konusunda Danimarka, İsveç, Norveç ve Finlandiya öncü konumunda. Bu ülkelerdeki tüm parasal işlemlerin %85 ila %90 lık kısmı elektronik olarak yapılıyor. 

Ülkemizde nakit kullanılmadan yapılan alışverişi incelediğimizde; Kredi kartı, Banka kartı ve e-ticaret yöntemi kullanılarak yapılan alışveriş tutarının, hane halklarının tüketim harcamalarına (*) oranı 2010 yılında %30, olarak gerçekleşmişken, 2014 yılında %43'e yükseldiğini görmekteyiz. Bu veriler bize nakitsiz yaşam yolunda ilerlemekle birlikte bu uğurda kat edilecek çok yolumuzun olduğunu, toplumumuzun harcamalarının hala %57'sini nakit kullanarak yapmakta olduğunu göstermektedir. 

21 Nisan 2015 Salı

Özel Sektör Dış Borç Stoğundaki artış

Özel sektör dış borç stoğunda son 14 yıllık süreçte %418 artış yaşanmışken son zamanlarda döviz kurlarında yaşanan hızlı yükselme, dikkatleri bu borcun çevrilmesine yönelmiştir. YP cinsi geliri olan firmalar için, yatırımların yurt dışı kaynaklarla finansmanı, yurt içi kaynakla finansmanına göre vade ve maliyet açısından daha uygun koşullar taşıyabilmesi nedeniyle son yıllarda özel sektörün yurt dışı kaynaklı kredi kullanımında ciddi artışlar yaşanmıştır.


Firmaları yurt dışı kaynaklı kredi kullanmaya iten faktörlerden birisi de ülkemizdeki tasarruf oranının düşüklüğüdür. Yatırım veya işletme sermayesinin finansmanı için kaynak arayışına giren firmaların öz kaynak artışı yerine yurt içi ve/veya yurt dışı kaynaklardan borçlanmayı tercih ettiğini biliyoruz. Gelişmiş ülkelerde % 70ler seviyesinde olan borç/öz kaynak oranının İSO 500 listesine giren firmalarımızda %132,4 e yükseldiğini, 29.06.2014 tarihli yazımda belirtmiştim. 

7 Mart 2015 Cumartesi

Son Ekonomik Gelişmeler ve Nedenleri

Son iki ayda yaşanan ekonomik gelişmeleri gözden geçirdiğimizde, Merkez Bankasının borç verme faiz oranının düşürmesine rağmen, enflasyon, dış ticaret, işsizlik, rakamlarının olumsuz seyretmeye başladığını, döviz kurları ve piyasa faiz oranının yükseldiğini görmekteyiz. Bu gelişmeler ekonomide ters giden bir şeyler mi var ? sorusunu akıllara getirmektedir. 

Enflasyon oranı;
Düşen petrol fiyatlarının da etkisi ile 2015 yılına enflasyon oranlarında ciddi düşüş beklentisi ile girmemize karşılık Ocak ve Şubat aylarında enflasyon beklentilerin üzerinde gerçekleşti. TUİK tarafından 3 mart 2015 tarihinde yayınlanan Şubat ayı enflasyon raporuna göre yıllık TÜFE  oranı Ocak ayında %7,24, Şubat ayında ise %7,55  olarak gerçekleşti. TCMB'nin 2015 yılı enflasyon beklentisinin %5,5  olduğunu dikkate aldığımızda, Ocak ve Şubat aylarında TÜFE nin beklentinin üzerinde gerçekleştiğini, enflasyon oranındaki düşüş trendinin başlamadığını görmekteyiz. Son ekonomik gelişmeler ve nedenlerini dikkate aldığımızda, döviz kurlarındaki bu yüksek düzeyin sürmesi halinde önümüzdeki dönemde maliyet artışına bağlı olarak TÜFE nin de beklenen (%5,5) düzeyin üzerinde gerçekleşmesi beklenmelidir.

1 Şubat 2015 Pazar

Döviz kurlarının yükselmesinin nedenleri

Ocak ayının son iki haftasında USD döviz kurunun Türk Lirası karşısında hızlı bir tırmanışa geçerek 2,27 TL dan 2,45 TL seviyesine yükselmesi, döviz kurlarının yükselmesinin nedenleri ve kurdaki bu yükselmenin nereye kadar süreceği sorusunu akıllara getirmektedir. Bu konuda bir fikir söyleyebilmek için Döviz ve Faiz piyasalarında yaşanmakta olan son gelişmeleri bir arada gözden geçirmemiz gerekiyor.

Döviz kurlarının yükselmesinin, nedenlerini anlamak için son iki haftalık gelişmelere baktığımızda dikkatimizi çeken ilk husus, gösterge tahvil faiz oranı ile döviz kurlarının zıt yönlü olarak hareket etmekte olmasıdır. 14 Ocak sonrasında faiz oranının % 7,39 dan % 6,89 a düşmesine karşılık USD döviz kurunun 2,2788 den 2,4437 ye  yükseldiğini, Döviz ve Faiz piyasaları arasındaki ahengin bozulduğunu görmekteyiz. Merkez bankasının faiz oranlarını düşüreceği yönünde oluşan kuvvetli beklenti, Ocak ayı ortalarından itibaren faiz oranlarının düşmesine neden olmakta ve piyasa faiz oranının artarak döviz kurlarındaki artışı durdurmasını/dengelemesini engellemektedir.

29 Kasım 2014 Cumartesi

Kentsel dönüşüme verilen finansal destekler ve teşvikler

Yaşamakta olduğumuz binaların bizleri depreme karşı korumak bir tarafa hayatımız açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu 17 Ağustos 1999 Gölcük, 12 Kasım 1999 Düzce ve 23 Ekim 2011 Van depremleri ile en acı şekilde öğrendik. Güzel ülkemizin deprem kuşağında olduğunu artık hepimiz biliyoruz ve bu gerçeği değiştiremeyiz ama binalarımızı bu gerçeğe uygun hale getirebiliriz. Kentsel dönüşüme verilen finansal destekler ve teşvikler bu anlamda çok önemli bir fırsat sağlıyor. Yazımda kentsel dönüşümü ve teşvik tedbirlerini açıklamaya çalışacağım.

18 Kasım 2014 Salı

Konut piyasası nereye gidiyor ?

TÜİK tarafından 24 Ekim tarihinde yayınlanan Konut piyasası verileri, Ağustos 2014 ayında başlayan canlanmanın Eylül ayında da artarak sürmekte olduğunu ortaya koyuyor.

Konut piyasasının diğer yatırım araçlarına nazaran sağladığı yüksek getiriyi rakamlarla ortaya koymak için, TCMB tarafından yayınlanan Konut Fiyat Endeksine bakmanın yeterli olacağını düşünüyorum. 2010 yılı konut fiyatlarını 100 olarak esas alan aşağıdaki verileri incelediğimizde konut fiyatlarının Ağustos 2014'e kadarki dönemde asgari % 60 oranında artarak yatırımcısına enflasyon oranının iki katına yakın (*) getiri sağladığını görmekteyiz. Mevduat ve Tahvil Faizinin yatırımcısına ancak enflasyon düzeyinde getiri sağladığı, Altın’ın yatırımcısını üzdüğü, Borsanın ise istikrarsız seyri nedeniyle yatırımcısına güven vermediği günümüz piyasa koşullarında, enflasyon oranının iki katına yakın getiri sağlayan konut piyasası yatırımcıların favorisi haline gelmiş durumda.

1 Kasım 2014 Cumartesi

Tarımsal Yatırımların Desteklenmesi ve Hibeler

Tarımsal yatırımların desteklenmesi ve hibeler kapsamında faaliyet gösteren kurumları üç alt başlıkta değerlendirebiliriz. sistemin işleyişinde detaylara girerek okuyanları sıkmadan kısa bir özet yaparak ilgilenenlere yardımcı olmaya çalışacağım. 


Kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi programı kapsamında tarıma dayalı yatırımların desteklenmesine ilişkin tebliğ, 26 Ekim 2014 tarihili Resmi gazetede yayınlandı.  Kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi entegrasyonunun sağlanması için küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi amacıyla hazırlanan bu tebliğ ile belirlenen konulardaki tarımsal yatırımlara %50 Hibe desteği verilmektedir.

25 Ekim 2014 Cumartesi

Bireysel Kredi Notu

Benim bireysel kredi notum acaba kaç? sorusunun cevabı, son zamanlarda pek çok kişi tarafından merak edilmeye başlandı. Tüketici Kredisi, Konut Kredisi, Taşıt Kredisi gibi bireysel kredilerin,  bankaların kurumsal risk iştahı esaslarına göre merkezi bir tahsis birimi tarafından değerlendirilmesi uygulamasının bir sonucu olarak, bireysel kredi notu uygulamasına geçildi. Tüketicinin bu konudaki merakını/ihtiyacını gidermeye yönelik web sayfası nın kullanıma açılması ve bu konuda görsel yayın organlarında reklam yayınlanmasından sonra konuya ilgi daha da arttı.
Bireysel kredi notu hesaplanması uygulamasında bankadan bankaya değişmekle birlikte ana hatları ile sistem şöyle işlemektedir. Müşteri banka şubesinden bireysel kredi talep ettiğinde, talep eden kişiye ait kimlik ve aylık gelir bilgileri sisteme girilir.  KKB(*) kayıtlarından o kişiye ait veriler süzülerek sistem tarafından 0 ile 1.900 arasında puanlama yapılır. Bireysel kredi notu hesaplanması sonucunda belirli bir sınırın üzerinde puan alanların (Beyaz segment ) geliriyle uyumlu kredi talepleri Şube girişleri tamamlandığında anında onaylanmakta, bu sınırın altında puan (Gri segment) alanların kredileri ise merkezi tahsis birimi onayına gitmekte, bu birim tarafından  incelemeye tabi tutulduktan sonra sonuçlandırılmaktadır. Çok düşük puan alan (Siyah segment) müşterilerin kredi talepleri ise merkezi tahsis biriminin incelemesine dahi gitmeden, daha şube girişi  tamamlandığında sistem tarafından anında red edilmektedir. Hangi puan'ın hangi guruba gireceği bankanın kurumsal risk iştahına göre farklılık göstermektedir.