14 Mayıs 2015 Perşembe

Nakitsiz Yaşam ve Kredi Kartı kullanım alışkanlıkları

Danimarka hükümetinin Önümüzdeki sene, mağaza, restoran ve benzin istasyonlarının nakit para kabul etmelerini yasaklayacağını duyurması ile birlikte Nakitsiz Yaşam Olur mu ? sorusu tekrar gündeme oturdu.  Nakitsiz işlem yoğunluğu konusunda Danimarka, İsveç, Norveç ve Finlandiya öncü konumunda. Bu ülkelerdeki tüm parasal işlemlerin %85 ila %90 lık kısmı elektronik olarak yapılıyor. 

Ülkemizde nakit kullanılmadan yapılan alışverişi incelediğimizde; Kredi kartı, Banka kartı ve e-ticaret yöntemi kullanılarak yapılan alışveriş tutarının, hane halklarının tüketim harcamalarına (*) oranı 2010 yılında %30, olarak gerçekleşmişken, 2014 yılında %43'e yükseldiğini görmekteyiz. Bu veriler bize nakitsiz yaşam yolunda ilerlemekle birlikte bu uğurda kat edilecek çok yolumuzun olduğunu, toplumumuzun harcamalarının hala %57'sini nakit kullanarak yapmakta olduğunu göstermektedir. 

21 Nisan 2015 Salı

Özel Sektör Dış Borç Stoğundaki artış

Özel sektör dış borç stoğunda son 14 yıllık süreçte %418 artış yaşanmışken son zamanlarda döviz kurlarında yaşanan hızlı yükselme, dikkatleri bu borcun çevrilmesine yönelmiştir. YP cinsi geliri olan firmalar için, yatırımların yurt dışı kaynaklarla finansmanı, yurt içi kaynakla finansmanına göre vade ve maliyet açısından daha uygun koşullar taşıyabilmesi nedeniyle son yıllarda özel sektörün yurt dışı kaynaklı kredi kullanımında ciddi artışlar yaşanmıştır.


Firmaları yurt dışı kaynaklı kredi kullanmaya iten faktörlerden birisi de ülkemizdeki tasarruf oranının düşüklüğüdür. Yatırım veya işletme sermayesinin finansmanı için kaynak arayışına giren firmaların öz kaynak artışı yerine yurt içi ve/veya yurt dışı kaynaklardan borçlanmayı tercih ettiğini biliyoruz. Gelişmiş ülkelerde % 70ler seviyesinde olan borç/öz kaynak oranının İSO 500 listesine giren firmalarımızda %132,4 e yükseldiğini, 29.06.2014 tarihli yazımda belirtmiştim. 

7 Mart 2015 Cumartesi

Son Ekonomik Gelişmeler ve Nedenleri

Son iki ayda yaşanan ekonomik gelişmeleri gözden geçirdiğimizde, Merkez Bankasının borç verme faiz oranının düşürmesine rağmen, enflasyon, dış ticaret, işsizlik, rakamlarının olumsuz seyretmeye başladığını, döviz kurları ve piyasa faiz oranının yükseldiğini görmekteyiz. Bu gelişmeler ekonomide ters giden bir şeyler mi var ? sorusunu akıllara getirmektedir. 

Enflasyon oranı;
Düşen petrol fiyatlarının da etkisi ile 2015 yılına enflasyon oranlarında ciddi düşüş beklentisi ile girmemize karşılık Ocak ve Şubat aylarında enflasyon beklentilerin üzerinde gerçekleşti. TUİK tarafından 3 mart 2015 tarihinde yayınlanan Şubat ayı enflasyon raporuna göre yıllık TÜFE  oranı Ocak ayında %7,24, Şubat ayında ise %7,55  olarak gerçekleşti. TCMB'nin 2015 yılı enflasyon beklentisinin %5,5  olduğunu dikkate aldığımızda, Ocak ve Şubat aylarında TÜFE nin beklentinin üzerinde gerçekleştiğini, enflasyon oranındaki düşüş trendinin başlamadığını görmekteyiz. Son ekonomik gelişmeler ve nedenlerini dikkate aldığımızda, döviz kurlarındaki bu yüksek düzeyin sürmesi halinde önümüzdeki dönemde maliyet artışına bağlı olarak TÜFE nin de beklenen (%5,5) düzeyin üzerinde gerçekleşmesi beklenmelidir.

1 Şubat 2015 Pazar

Döviz kurlarının yükselmesinin nedenleri

Ocak ayının son iki haftasında USD döviz kurunun Türk Lirası karşısında hızlı bir tırmanışa geçerek 2,27 TL dan 2,45 TL seviyesine yükselmesi, döviz kurlarının yükselmesinin nedenleri ve kurdaki bu yükselmenin nereye kadar süreceği sorusunu akıllara getirmektedir. Bu konuda bir fikir söyleyebilmek için Döviz ve Faiz piyasalarında yaşanmakta olan son gelişmeleri bir arada gözden geçirmemiz gerekiyor.

Döviz kurlarının yükselmesinin, nedenlerini anlamak için son iki haftalık gelişmelere baktığımızda dikkatimizi çeken ilk husus, gösterge tahvil faiz oranı ile döviz kurlarının zıt yönlü olarak hareket etmekte olmasıdır. 14 Ocak sonrasında faiz oranının % 7,39 dan % 6,89 a düşmesine karşılık USD döviz kurunun 2,2788 den 2,4437 ye  yükseldiğini, Döviz ve Faiz piyasaları arasındaki ahengin bozulduğunu görmekteyiz. Merkez bankasının faiz oranlarını düşüreceği yönünde oluşan kuvvetli beklenti, Ocak ayı ortalarından itibaren faiz oranlarının düşmesine neden olmakta ve piyasa faiz oranının artarak döviz kurlarındaki artışı durdurmasını/dengelemesini engellemektedir.

29 Kasım 2014 Cumartesi

Kentsel dönüşüme verilen finansal destekler ve teşvikler

Yaşamakta olduğumuz binaların bizleri depreme karşı korumak bir tarafa hayatımız açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu 17 Ağustos 1999 Gölcük, 12 Kasım 1999 Düzce ve 23 Ekim 2011 Van depremleri ile en acı şekilde öğrendik. Güzel ülkemizin deprem kuşağında olduğunu artık hepimiz biliyoruz ve bu gerçeği değiştiremeyiz ama binalarımızı bu gerçeğe uygun hale getirebiliriz. Kentsel dönüşüme verilen finansal destekler ve teşvikler bu anlamda çok önemli bir fırsat sağlıyor. Yazımda kentsel dönüşümü ve teşvik tedbirlerini açıklamaya çalışacağım.